KONU ANLATIMI TARİH

ATATÜRK DÖNEMİ TÜRK DIŞ POLİTİKASI

ATATÜRK DÖNEMİ TÜRK DIŞ POLİTİKASI

Bu yazımızda Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası konu anlatımı hazırladık.Türk Dış Politikası konusundan KPSS’de her yıl 1 soru gelmektedir. Türk dış politikası doğru yanlış soruları ve test sorularını da çözmenizi tavsiye ederiz.

  • Türkiye’nin modern anlamda bir milli devlet olarak uluslararası alanda meşrutiyet kazanması Lozan Konferansı ile gerçekleşmiştir.
  • 1923-1930 yılları arasında Türk dış politikasında Lozan Konferansı’nda kesin olarak sonuçlandırmamış konuların “Ulusal çıkarlara uygun” biçimde çözülmesi amaçlanmıştır.
  • Bu dönemde Türkiye’nin toprak bütünlüğünden ve Türk ulusunun bağımsızlığından hiçbir şekilde taviz verilmemesi amaçlanmıştır.
  • Atatürk’ün “Yurtta Barış, Dünyada Barış” ilkesi dış politikada temel oluşturmuştur. Ayrıca;
  • Bağımsızlığımıza saygı duyan devletlerle iyi geçinmek,
  • Güvenlik politikası izleyerek ittifaklar kurmak,
  • Akılcı, gerçekçi, barışçı olmak,
  • Batı ülkeleriyle ilişkiler kurarak çağdaş medeniyetin parçası olmak gibi amaçlar da dış politika hedefleri arasında yer alır.
  • 1923-30 yılları arasında, yabancı okullar, Musul, nüfus mübadelesi, dış borçlar gibi sorunlar çözümlenmeye çalışılmıştır.

DİKKAT !!!

Atatürk dönemi Türk dış politikası; 1923-1932 arası ve 1932-1938 arası olmak üzere iki dönemde değerIendirilmelidir.

1923-1932 arasında daha çok Lozan’dan kalan sorunların çözümü ile uğraşıldığına,

1932-1938 yılları arasında ise dünya barışına katkıda bulunma ve güvenliğini sağlayıcı tedbirler almaya yönelik bir dış politika takip edildiğine dikkat edilmelidir.

1. Yabancı Okullar Sorunu (1925)

  • XIX. yüzyılda Osmanlı Devleti’nde yabancı okullar açılmaya başlanmış, bu okullarda Osmanlı denetiminin olmamasından dolayı misyonerlik faaliyetlerinde bulunulmuş ve Osmanlı aleyhinde çalışmalar yapılmıştır.
  • Lozan Antlaşması’nda yabancı okulların işleyişi Türk kanunlarına bağlanmıştır.
  • 3 Mart 1924 tarihinde kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile yabancı okullar;
  • Maarif Teşkilatına (MEB) bağlandı.
  • Dini ve siyasi amaçlı propaganda yapmaları yasaklandı.
  • Türkçe, tarih, coğrafya gibi derslerin Türkçe okutulması kararlaştırıldı.
  • Türk müfettişlerince denetlenmesi kararlaştırıldı.
  • Türk Hükümetinin aldığı kararlara uymayan Fransa, okullarındaki ayrıcalığın devamını istemiş, Türkiye bu sorunu artık bir iç mesele olarak algılamış, Fransa’nın isteklerini kabul etmemiş ve bazı Fransız okulları kapatılarak sorun çözülmüştür.

DİKKAT !!! Yeni Türk Devleti’nin Lozan’dan sonra dış politikadaki ilk başarısı Yabancı Okullar sorunudur.

Fransa ile Yaşanan Sorunlar

Yabancı Okullar Sorunu (1925)

Bozkurt-Lotus Davası (1926)

Adana-Mersin Demiryolları Sorunu (1929)

Dış Borçlar Sorunu (1933)

Hatay Sorunu (1939)

NOT : Bu sorunların hepsi Türkiye lehine  çözümlenmiştir.

2. Bozkurt-Lotus Davası (1926)

Bozkurt isimli Türk gemisi ile Lotus isimli Fransız gemisinin 1926 yılında Ege Denizi’nde çarpışması sonucu ortaya çıkan sorundur. Lotus gemisinin kaptanının Türkiye tarafından tutuklanması üzerine Fransa ile sorunlar yaşanmış, Türkiye sorunu Lahey Adalet Divanı’na götürmüş ve dava Türkiye lehine karara bağlanmıştır.

3. Adana-Mersin Demir Yolları Sorunu (1929)

Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı’dan kalan kapitülasyonların tamamını kaldırmak konusunda kararlı davranmıştır. Bazı işletmelerin millileştirilmesi de bu süreçte yer almıştır.

Fransızlara ait olan Adana-Mersin Demir Yolları İşletmesi, millileştirme kapsamında yer almış, Fransa’nın karşı çıkmasına rağmen 1 929 yılında Türkiye bu işletmelere el koyarak millileştirmiştir.

4. Dış Borçlar Sorunu (1933)

Lozan Antlaşması’nda Osmanlı’dan ayrılan devletler arasında borçlar paylaştırılmıştır. (Lozan’dan sonra yapılacak olan görüşmelerle ödeme şekilleri ortaya çıkmıştır.) Osmanlı Devleti’nin en çok borcu Fransa’dan alması, Türkiye’nin de görüşmeleri en çok Fransa ile yapmasına neden olmuştur.

Yapılan görüşmeler sonunda 13 Haziran 1928 tarihinde Paris Antlaşması ite ödenecek borcun miktarı ve ödeme şekilleri formüle bağlanmıştır. Fakat Türkiye, 1 929 dünya ekonomik buhranından dolayı ekonomik güçlük yaşamış ve borcunu ödeyememiştir. Türkiye Hoover Moratoryumuna dayanarak borçlarının ertelenmesini istemiştir.

Fransa’yla yaşadığımız bu sorun 1933 yılında Türkiye için yeni bir ödeme planının yapılmasıyla halledilmiştir.

BİLGİ NOTU : Türkiye bu borçları 1954 yılına kadar ödemiştir.

DİKKAT !!! Hoover Moratoryumu: 1931 yılında ABD başkanı Hoover’in düayaya yaydığı borç ödeme ertelemesidir.

5. Musul Sorunu (1926)

TBMM’nin Musul’da Hak iddia Etme Nedenleri

  • Mondros Ateşkes Antlaşması öncesinde Misak-ı Milli sınırları içinde yer alması, Halkın çoğunluğunun Türk olması,
  • Yer altı kaynakları açısından önemli bir yer olması,
  • Güneydoğu Anadolu’nun coğrafi uzantısı olmasıdır.

Musul Sorununun Başlaması ve Gelişmeleri

  • Mondros Ateşkesi’nden sonra ilk işgal edilen yer Musul‘dur.
  • Lozan Görüşmelerinde Türk heyeti, Musul’u halkının çoğunluğunun Türk olması ve Misakımillî sınırları içerisinde yer alması nedeniyle geri istemiştir. İngiltere ise önemli petrol yataklarının bulunduğu bu bölgeyi bırakmak istememiştir.
  •  Yapılan görüşmeler sonrası Musul meselesi Lozan Antlaşması’nda çözüme kavuşamamış, İngiltere ile Türkiye’nin 9 aylık süre içerisinde yapılacak görüşmelerle çözüme kavuşturması kararlaştırılmıştır. 9 aylık sürede yine çözüm olmazsa anlaşmazlık Milletler Cemiyetinin kararına bırakılacaktır.
  • Musul meselesini çözmek için 1924’te düzenlenen Haliç (İstanbul) Konferansı’nda yine çözüme gidilememiştir. (Bu konferansa TBMM adına Ali Fethi Okyar katılmıştır.)
  • Türkiye, Musul meselesinde halk oylaması yapılmasını istese de İngiltere bunu kabul etmemiş ve sorun Milletler Cemiyetine götürülmüştür. (Ayrıca Lahey Adalet Divanı’na da götürülmüştür.)
  • Milletler Cemiyeti Musul sorununu çözmek için bir komisyon oluşturmuş ve yapılan incelemeler sonrasında Musul’un İngiltere’ye bırakılmasını kararlaştırmıştır.
  • Türkiye, Milletler Cemiyeti’nin kararını kabul etmek istemese de ülkede İngiliz destekli Şeyh Said İsyanı’nın çıkması Türkiye’nin bu kararı kabul etmesinde etkili olmuştur.
  • 1926’da yapılan Ankara Antlaşması ile;
  • Musul ve Kerkük, İngiliz yönetimindeki Irak’a bırakılacak,
  • Irak Hükümeti Musul petrol gelirlerinin %10’nu, 25 yıl süreyle Türkiye’ye bırakacaktı.

6. Nüfus Mübadelesi

  • Türkiye-Yunanistan arasında yaşanmış bir sorundur.
  • Lozan Antlaşması’nda Türkiye’deki Rumlarla, Yunanistan’daki Türklerin yer değiştirilmesi kararlaştırılmış ancak 30 Ekim 1918’den (Mondros Ateşkesi) önce İstanbul’a yerleşmiş Rumlarla, Batı Trakya’daki Türkler bu değişimin dışında tutulmuştur. (Yani bunlar yerlerinde kalacaktır.)
  • • Bu sözleşmeyi uygulamak için Türk ve Yunan temsilcilerinin bulunduğu bir komisyon oluşturulmuş, 1923’ten itibaren çalışmalara başlanmıştır.
  • Bu uygulama sırasında Türk ve Yunan temsilcileri arasında “yerleşmiş” (Etabli) deyiminin kapsamı konusunda görüş ayrılığı yaşanmıştır.
  • Sorun Milletler Cemiyeti’ne havale edilse de yine netice alınamamıştır.
  • Yunanistan’ın Batı Trakya’daki Türklerin mallarına el koyması üzerine Türkiye de İstanbul’daki Rumların mallarına el koymuş, bu durum iki taraf arasında savaş hazırlıklarına başlanmasına yol açmıştır.
  • Venizelos (Yunan Başkanı) savaşın ülkeye vereceği sosyal ve ekonomik zararları göz önüne alarak tutumunu yumuşatmış, Mustafa Kemal’in de bu durumu olumlu karşılaması ile iki taraf ilişkileri düzelmiş, 1930 yılında imzalanan antlaşma ile sorun çözülmüştür.
  • Yapılan antlaşmaya göre;
  1. İstanbul Rumları ile Batı Trakya Türklerinin hepsi yerleşmiş sayılacak ve bölgelerinde kalabilecektir.
  2. Değişimle göç ettirilenlerin geride bıraktığı mallar, bulunduğu ülkeye ait olacaktır.
  • Venizelos, ileriki süreçte Atatürk’ü Nobel Barış Ödülüne aday olarak göstermiştir.

DİKKAT !!! Nüfus Mübadelesi sorununun çözülmesi Türkiye ile Yunanistan arasında bir dostluk sürecinin başlamasını sağlamıştır.Bu dostluk; Türkiye’nin 1932 de Milletler Cemiyetine girmesine ve 1934’de Balkan Antantının imzalanmasında etkili olmuştur. Türkiye ile Yunanistan’ın ilişkileri 1954’te Kıbrıs sorununun çıkmasıyla yeniden bozulacaktır.

7. Türkiye’nin Milletler Cemiyeti’ne Üye Olması (1932)

Milletler Cemiyetinin (Cemiyet-i Akvam) ABD’nin yayımlamış olduğu Wilson İlkelerinde kurulacağı söylenmiş, l. Dünya Savaş sonrasında yapılan Paris Barış Konferansı’nda da kurulması karara bağlanmıştır.

Türkiye’nin bir süre bu cemiyete güvenle bakmamasında, İngiltere’nin bu cemiyet üzerindeki siyasi etkinliği olduğu düşüncesi vardır. Ancak 1930’dan sonra değişen dünya şartlarında kendini güvenceye almak için bu cemiyete üye olmuştur.

Dünya barışını sağlamak için kurulan bu cemiyetin, Türkiye’nin “Yurtta Sulh, Dünyada Sulh” ilkesine uygun olduğu görülür. Ayrıca Almanya ve İtalya’nın yayılmacı bir politika izlemesi (II. Dünya Savaşı tehlikesi) bu cemiyete üyelikte etkili olmuştur.

Türkiye’nin, İngiltere ile Musul sorununu, Yunanistan ile Etabli sorununu çözmesi, İngiltere ve Yunanistan’ın desteğini almasını sağlamış ve Türkiye, İspanya’nın resmi daveti ile bu cemiyete üye olmuştur.

DİKKAT !!!

Türkiye’nin Milletler Cemiyeti’ne üye olması daha sonra gündeme gelen Boğazlar ve Hatay sorunlarının lehimize çözülmesinde olumlu katkı sağlamıştır.

NOT : Türkiye’nin Milletler Cemiyeti’ne gönderdiği ilk temsilcisi Cemal Hüsnü Taray’dır.

8. Balkan Antantı (9 Şubat 1934)

  • I.Dünya Savaşı sonrasında Almanya ile İtalya’nın yayılmacı politika izlemeleri üzerine sınırlarım korumak isteyen Balkan devletlerinin bölgelerini korumak için yaptıkları ittifak anlaşmasıdır.
  • Türkiye ile Yunanistan arasındaki Etabli sorununun çözümlenmesi, antantın oluşma sürecini hızlandırmıştır. Bu antant Atina’da imzalanmıştır.
  • Bu antanta Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya katılmıştır.
  • Bu antanta Bulgaristan (komşuları ile sınır problemlerinin olması ve saldırgan politikadan yana olması) ve Arnavutluk (İtalya’nın güdümünde bir devlet olması) katılmamıştır.
  • Balkan Antantı’na göre;
  1. taraflar birbirinin toprak bütünlüğüne saygı gösterecek,
  2. birbirlerinin iç işlerine karışmayacak, dışarıdan gelecek saldırılara karşı birbirlerine yardım edecek,
  3. aralarında ekonomik iş birliği yapacaklardır.
  • Türkiye bu antanta katılmakla hem Batı sınırını güvenlik altına almış hem de dünya barışına katkı sağlamıştır.
  • Balkan Antantı II. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla sona ermiştir.

9. Montrö Boğazlar Sözleşmesi (20 Temmuz 1936)

  •  Lozan Anlaşması’nda “Boğazlar, yönetimi Türklerin başında bulunduğu uluslararası bir komisyona bırakılacak, Türkiye Boğazların on beşer km’lik sağında ve solunda asker bulundurmayacak, bölgenin kontrolü ve güvenliği Milletler Cemiyeti garantisi altında olacaktır” maddesi yer almıştır.
  • Boğazların bir komisyon tarafından yönetilmesi egemenlik haklarını kısıtladığı gibi güvenliği de tehlikeye sokmuştur.
  • 1933 yılından sonra İtalya, Almanya, Japonya silahlanmaya başlamış, İtalya Habeşistan’a, Japonya Mançurya’ya, Almanya ise silahtan arındırılmış olan Ren bölgesine saldırmıştır.
  • Milletler Cemiyeti’nin bu gelişmeleri engelleyememesi, bu cemiyetin güvencesinin etkili olmadığını gösterir. Türkiye ise bu süreçte güvenliğini garanti altına almak, Boğazlar üzerindeki sınırlamaları kaldırmak için Boğazlar Komisyonunda bulunan devletlere nota göndermiştir.
  • Türkiye’nin isteğini olumlu karşılayan bu devletler, İsviçre’nin Montrö kentinde bir araya gelerek konferans düzenlemişlerdir.

Bu konferansa Türkiye, İngiltere, Fransa, Sovyet Rusya, Japonya, Yunanistan, Yugoslavya katılmıştır.

20 Temmuz 1936’da kabul edilen Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile;

  • Boğazlar Komisyonu kaldırılacak, yetkileri Türkiye’ye devredilecek.
  • Türkiye, Boğazların her iki yakasında asker bulundurabilecek, Boğazlar silahlandırabilecek.
  • Ticaret gemilerinin geçişi serbest olacak Savaş gemilerinin geçişi ise ise bazı kurallara bağlı olacaktır. Bunlar;  gemilerin geçişi zaman ve ağırlık bakımından sınırlandırılacak,  gemiler önceden Türkiye’den izin alacak,
  •  Türkiye savaşa girerse Boğazları istediği gibi açıp kapatabilecek gibi esaslara bağlanmıştır.

Montro Sözleşmesi’nin Önemi

    • Boğazlardaki Türk hâkimiyeti kesin olarak sağlanmıştır.
    • Boğazlarla ilgili egemenlik haklarını sınırlayıcı hükümler kaldırılmıştır.
    • Türkiye’nin güvenliğini, önemini, saygınlığını artırmıştır.

BİLGİ NOTU : Möntro Boğazlar Sözleşmesi ile SSCB arasındaki ilişkileri olumsuz etkilemiştir.

10.Sadabat Paktı(8 Temmuz 1937)

İtalya’nın Orta Doğu’da yayılmacı bir politika izlemesi, Habeşistan’a saldırması, Doğu Akdeniz’de tehdit oluşturması gibi etkenler Türkiye’nin Orta Doğu devletleriyle ortak hareket etmeye yönlendirmiştir.

Bu yakınlaşma Türkiye, İran, Irak, Afganistan arasında Sadabat Paktı’nın imzalanmasına yol açmıştır (1937).

Sadabat Paktı metni 1935’de hazırlanmasına rağmen 1937 ‘de imzalanmıştır.(Nedeni; Arabistan ve Afganistan’ın üyeliğinin beklenmesidir. Pakt Tahran’da imzalanmıştır.)

  • 5 yıl için imzalanan bu dörtlü anlaşma ile almıştır.
  • Birbirlerine karşı herhangi bir saldırıda bulunmayacaklar.
  • Aralarındaki dostluk ilişkilerini devam ettirecekler.
  • Milletler Cemiyetine ve Kellog Paktı’na bağlı kalacaklar,
  • Birbirlerinin iç işlerine karışmayacaklar,
  • Ortak sınırlara saygı gösterecekler,
  • Ortak çıkarlarını ilgilendiren konularda birbirlerine danışacaklardır.
  • Türkiye bu antlaşma ile doğu sınırını güvenlik altına almış ve barışa katkıda bulunmuştur.
  • Suriye, komşularıyla sorunları olduğu için (Hatay meselesi) bu anlaşmaya katılmamıştır.
  • 1980 yılında başlayan İran-lrak Savaş ile pakt tamamen sona ermiştir.

Hatay’ın Ana Vatana Katılması (1939)

Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra Hatay ve İskenderun Fransızlar tarafından işgal edilmiş, Sakarya Savaşı sonrası Fransa ile yapılan Ankara Antlaşması ile bu bölgeler Misak-ı Milli sınırları içerisinde olmasına rağmen Fransa’ya bırakılmıştır.

II, Dünya Savaşı tehlikesinin belirmesi üzerine Fransa; Suriye, Lübnan, Hatay’daki manda yönetimini kaldırmış ve ülke topraklarına askerlerini çekmiştir.

Fransa’nın, Hatay’ı Suriye yönetimine bırakma Türkiye’de tepkiyle karşılanmış, soruna barışçı bir çözüm getirmek isteyen Türkiye, Milletler Cemiyeti’ne başvurmuştur.

Milletler Cemiyeti, Türkiye’nin bu isteği karşısında Sandler başkanlığında bir heyet bölgeye göndermiş ve rapor hazırlaması istenmiştir.

Hazırlanan Sandler Raporu’nda;

  1. İskenderun ve Hatay iç işlerinde bağımsız, dış işlerinde Suriye’ye bağlı kalacak,
  2. Hatay’ın ayrı bir anayasası olacak,
  3. Resmî dil Türkçe olacak gibi maddeler yer almıştır.

İngiltere’nin de desteğini alan Türkiye, 1 937 yılında Fransa ile Hatay’ın toprak bütünlüğünü koruyan ve Türkiye-Suriye sınırını tespit eden anlaşma imzalamıştır.

Avrupa’da savaş rüzgarlarının esmesi üzerine  Fransa’nın tutumunda yumuşama olmuş, Hatay’da yapılan seçimler sonucu Hatay Cumhuriyeti’nin varlığını Fransa kabul etmiştir (1938).

  • Tayfur Sökmen’in cumhurbaşkanlığında bağımsız bir devlet olan Hatay Cumhuriyeti, yapılan halk oylaması ve meclis kararı ile Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlanma kararı almıştır(1939).
  • (Hatay Cumhuriyeti’nin ilk başbakanı Abdurrahman Melek ilk meclis başkanı Abdülgani Türkmen‘dir.)
  • Hatay Cumhuriyeti 7 Temmuz 1939‘da, Türkiye’ye bağlanarak Hatay ili olmuştur.

Hatay Sorunu Önemi

Hatay sorunu, Misak-ı Millî doğrultusunda çözümlenmiştir.

Hatay’ın ana vatana katılmasını Atatürk görememiştir.

Türkiye-Suriye sınırı kesin şeklini almıştır (En son belirlenen sınır).

Atatürk, Hatay sorunu için ‘Şahsi Meselem” demiştir.

Atatürk, İsmet İnönü Hükümetini bu konuda pasif kaldığı için Vakit (Kurun) Gazetesi’nde Asım Us takma adıyla yazdığı yazılarla eleştirmiştir.

Ayrıca Atatürk “Kırk asırlık Türk yurdu düşman elinde esir kalamaz.” sözünü Hatay için söylemiştir.

DİKKAT !!! Türkiye, Musul, nüfus mübadelesi, Hatay’ın ana vatana katılması, Etabli ve Boğazlar meselelerinde Milletler Cemiyetine başvurmuştur.

12. Atatürk Dönemi’nde Üye Olunan Uluslararası Kuruluşlar

  • Cenevre Silahsızlanma Antlaşması
  • Kellog – Briand Paktı
  • Litvinov Paktı
  • Milletler Cemiyeti Balkan Antantı
  • Akdeniz Paktı
  • Sadabat Paktı

Atatürk Dönemi’nde Dışişleri Bakanlığı Yapan İsimler

Bekir Sami Bey 1920-1921
Ahmet Muhtar Bey 1921
Yusuf Kemal Tengirşek 1921-1922
İsmet İnönü 1922-1924

TARİH TÜM KONU ANLATIMI İÇİN TIKLAYINIZ.

TARİH TÜM TESTLER İÇİN TIKLAYINIZ.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir